Anne İşi Çözümler

anne-isi-cozumlerYalnızlık duygusu ve yeterince iyi annelik…

Merhaba Sevgili Anneler,

Güzel yürekli Lidia Selin; “Yeni bir web sayfası hazırlıyorum. Anne-çocuk bölümü için yazı yazar mısın? diye aradığında çok mutlu oldum. Harika bir teklifti bu. Seve seve kabul ettim. Ne mutlu bana. Bundan böyle elim erdiğince sizlerle birlikte olacağız. Bu ilk yazım da çok yeni çıkan, “Anne İşi Çözümler” adlı kitabımdan bir bölüm. Keyifli okumalar diliyorum.

Yalnızlık hepimiz için önemli bir konu, özellikle de çocuklarımız için. Üç dakika yalnız kalamıyor bazen çocuklarımız, bazen de biz anneler yalnız bırakmıyoruz çocuklarımızı.

Her sayısında psikolojiyle ilgili bir konuda uzman kişilerin görüşlerine yer veren Psikeart dergisinin başlıklarından biri de “yalnızlık”tı. Yalnızlığı enine boyuna tartışan yazılar vardı. Hakan Atalay’ın bu dergide yer alan Tanrı için bile ürkütücü adlı yazısındaki şu vurgusu oldukça önemli: “Yalnız olmak ile yalnızlık hissini birbirinden ayırmak gerekir.” Yalnızlık bir algı meselesi.

Kendimizi düşünelim. Bir şekilde toplum içinde yaşıyor ve her gün birçok kişi ile etkileşime giriyoruz. Ailemiz, iş arkadaşlarımız, sosyal çevremiz… Yoğun etkileşim içindeyken bile yalnızlık hisseden yok mu? Elbette var. Kendimizi bir gruba ait hissetmediğimizde bu duygu kuvvetleniyor. Ergenlik çağındaki gençler de sanırım bu duyguyu en kuvvetli hissedenler. Ne zaman ki insan bir gruba ait ve o grubun parçası olarak hissediyor, o zaman yalnızlığa dair sıkıntı da hafifliyor. Bir genç ne kadar geniş bir ailenin üyesi olursa olsun, aileye ait hissetmiyorsa, ailede yalnız hissediyor. Sanırım gençlerle iletişimde bu çok önemli bir nokta. Ailesi tarafından anlaşıldığını ve kabul edildiğini gören genç ailesinin bir parçası hem de önemli bir parçası olarak hissedebilecektir. Gençleri aile içinde yalnız hissettirmemenin yolu illaki birlikte yemek yemeye, illaki şu ziyarete birlikte gitmeye zorlamak değil; onu anlamaya çalışmak ve düşüncelerine önem vermekle bu mümkün olabilir. Kendini yalnız hissetmeyen genç, bu aidiyet duygusunu orada burada arama telaşına da düşmeyecektir diye düşünüyorum.

Yalnız hissetmek rahatsızlık verebilen bir duygu ama bu duygu ile baş edebilmek, yalnız kalmayı bir süre becerebilmek de diğer yandan oldukça kritik bir mesele. Aynı yazıda anne-bebek ilişkisine dair şu cümle de oldukça düşündürücü geldi bana: “Olgunlaşma ve yalnız olma kapasitesi, bebeğin (kişinin) iyi bir çevrede yaşadığına inanmasını sağlayan, yeterince iyi bir annelik görme şansı bulmuş olduğunun göstergesidir.” Bu cümleyi defalarca okudum.

Bu duyguyu bir bebeğe verebilmek ne kadar güzel. Güvende hisseden bebeğin yalnız kalabilme kapasitesi ve olgunlaşma kapasitesi! Aldığım tatlı sorumluluk üzerine bir süre düşüncelere daldım. Yalnız hissettirmemek ve yalnız bırakabilmek! Evet, güvende olduğunu hisseden bir çocuk bazen onunla olamadığınızda çok huysuzlanmıyor, hatta yalnızlığı deneyimlerken kendi başına olabilme kapasitesi gelişiyor. Her an çocuğumla olamam ya, her an! Ve bebeğimin duygusal güçlerini geliştiren şey tam da benim her saniye onunla olamamam. Ne güzel bir söz, ne kadar hafifletici: yeterince iyi annelik!

Nur Eda Kasap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir