Kendini Sevmek Hakkında

Bir süredir adına ‘süreç’ dediğim bir deneyim yaşıyorum. Hayatım yolundan çıktı, rutinim bozuldu ve 10 yıldır oluşturduğum düzen yavaş yavaş yıkıldı. Bu yeniden yapılanma sürecinde başımı sokacak bir eve geçince oturup bu olan bitenden nasıl bir ders çıkarırım, yaşadıklarımdan öğrenmem gereken nedir diye sordum kendime. Bu yaşıma kadar hayatımı hep kendimi tanıma fırsatı olarak gördüm.Her olay ve durumda kendime dönüp yaşadıklarımından ders çıkarmaya çalıştım. Geldiğim şu son noktada yaşadıklarımı yeniden yaşayacak, aynı hataları bir defa daha yapacak lüksüm yoktu. Bir kaç kereler yaptığım gibi hayatımı bozup bozup yeniden yapacak yaşta da değildim artık bu nedenle kendimi ve yaşadıklarımı sorgulamaya başladım. Hemen her ruhsal gelişim, kişisel dönüşüm çalışmasının dönüp dolaşıp geldiği, özün özü ‘kendini sevmek’. Kendini sevmek ne demektir? İnsan kendisini nasıl sever ya da sevmez? Asıl en önemlisi insan kendisini neden sevmez? Ben de bu ve bu gibi sorularla başbaşa buldum kendimi. Kendime yolculuğum ‘kendini sevmek/sevmemek’ paradoksuna takıldı kaldı. İlk olarak ayna karşısında gözlerimin içine bakarak, kendime ‘seni seviyorum’ demeye karar verdim. Doğrusu bu çok duyduğum ancak hiç yapmadığım bir alıştırmaydı.

Saati 5 dakikaya kurdum. Yatak odasında gardrobun aynasının karşısına oturdum. 5 dakika çok uzun keşke daha az olsaydı dedim ama vaz geçip değiştirmedim. 5 dakika boyunca gözlerime bakıp, karşımda gördüğüm kadına içimden “seni seviyorum” dedim. Hangi göze bakacağıma karar veremedim. Bir sağa bir sola baktım. Sonra nedense sol göze bakmaya karar verdim. Kaşımı, gözümü, saçımı, bedenmi inceledim, içimden o cümleyi tekrarlarken. Sonra yine gözlerime geri döndüm. Ağzımı sıkı sıkı kapattığımı fark edip gevşettim, hafif açık tuttum. Yüzme baktığımda değişik şekiller almaya başladı, annemi, sonra babamı gördüm. Milayı (kedimi) gördüm, tek tek kardeşlerimi, yeğenlerimi, birbirimize benzediğimizi düşüdüğüm arkadaşımı, ayrıldığım eşimi. Bir kaç damla göz yaşı döküldü gözlerimden, “seni seviyorum” demeye devam ederken. İçimden bu çalışmayı bir hafta boyunca hergün yapmam gerektiğine dair bir duygu oluştu. Karar verdim bugün de dahil 7 gün boyunca 5 dakika aynanın karşısında “seni seviyorum” diyeceğim aynayadan yansıyan Ben’e.

HERŞEY KENDİNİ SEVMEKLE BAŞLAR – mış

Bilenler öyle diyor. “KENDİNİ SEV”. Beni bilen de tanıyan da bilir ki bu tür cümlelere kıl olurum. Karakterimin en güçlü ve ayni zamanda en zorlayan yanı iflah olmaz bir muhalif olmam. Ruhsal dünyanın “her şey sevgi” söylemi bana çok soyut geliyor. Bu tür klişeleşmiş cümlelerin içinin boşaltıldığını düşünürüm hep. Bir şey çok tekrarlanıyorsa anlamını yitiriyor benim gözümde.
Kendimi nasıl seveceğim? Aynaya baktığımda gördüğüm kadın bana o kadar yabancı ki. Bir türlü veremediğim kilolarım, dibe vurmamı sağlayacak seçimler yapmış olmanın pişmanlığı, duygularımla hareket etmenin yorgunluğu, son 6-7 aydır yaşadığım kabus nedeniyle ruhumun en karanlık yanlarına şahid olmanın şaşkınlığıyla bu iş biraz zor görünüyor ama deneyeceğim. Eğer dedikleri gibi (ki umarım öyledir) her şeyin çözümü kendini sevmekse, benim de denemekle kaybedecek bir şeyim yok. Aslında hayatımın önümüzdeki günleri bu önermenin sağlamasını yapmak olabilir. Evet amacımı buldum, kendimi sevmek ne demekmiş bunun üzerinde kafa yoracağım, kendi üzerimde sevgi çalışmaları yapacağım. Eğer her şeyin başı kendini sevmekse bunu başardığımda Amerika’yı yeniden keşfetmiş olacağım, başaramazsam kaldığımız yerden devam.
Kendimi seviyorum, kendimi seviyorum, kendimi seviyorum. Kulağa tuaf geliyor. Bir “kendim” var bir de kendimi “seven” ben var. Bölünmüş hissettim. Kendim ve ben ayrı mı? Kendim benden ayrıysa ben kimim? Kendim kim?
Seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum. Bu da kulağa tuaf geliyor. Bir ‘sen’ ve bir de ‘seni’ seven ben var. Yine bir bölünmüşlük hissi. Hatta bu sefer bir parça da yabancılaşma duygusu oluştu içimde.
Beni seviyorum, beni seviyorum, beni seviyorum. Sanki bu daha bir içimi rahatlattı. Evet, “beni seviyorum”. Önce beni sevmeyi öğrenirsem, sonra kendimi ve seni sever miyim?
Bir kaç gündür yolda yürürken, işe giderken, yemek pişirirken devamlı “kendimi seviyorum”, beni seviyorum”, “seni seviyorum” ve “ I love you” diyorum, içimden tabi. Bazen gülesim geliyor, kendimi ciddiye alamıyorum. Hala çok içime de işlemedi, yüzeyde kalıyor cümleler. Aslında kaybedecek neyim var? Kendini sevmenin işe yaramadığını bile görmüş olursam bir kazançtır, orda burada yaptığım ukalalıklara daha bir kendimden emin devam ederim. Egomun haklı çıknca yaşayacağı tatmin de az sayılmaz. O zaman devam.
Hayatımda henüz belirgin bir dönüşüm olduğunu söyleyemem. Ancak içim bana kendini sevmemek ne onu bir araştır diyor.

Devamı edecek….
Ayşin Albayrak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir