Oyun çocuğu hayata hazırlar!

Hem kitaplarımda hem de veli sunumlarında üzerinde bolca durduğum konudur; Oyun.
Oyunu bu kadar önemsememin nedenlerini gelin birlikte tekrar gözden geçirelim.
Oyun üzerine yapılan araştırmalar, oyunun birçok temel özelliklerinin olduğunu belirlemiştir.

1- Oyun kurallı özgür bir eylemdir.
Çocuklar oyun oynamaya kendi kendilerine karar verirler. Anne-babasının ya da arkadaşlarının diretmesiyle oyuna giren çocuk uyumsuzluk gösterir.
Oyun ortamı çocuğun en özgür olduğu ortamdır. Oyun kurallarına uyduğu, oyunun ciddiyetini bozmadığı, oyunbozanlık yapmadığı sürece oyun içinde, müdahale söz konusu değildir. Düşüncelerini duygularını oyun içerisinde kurallara uygun olarak açıklayabilir. Her ne kadar oyun ciddi bir eylemse de katılanın zevk alması esastır.
Marifet kuralların içinde oyun oynayabilmektir. Bu aynı zamanda çocuğun sosyal kurallara uyması konusunda hayata hazırlar.

2- Oyun ciddi bir eylemdir.
Oyun eğlenirken öğrenmek, zevk almak, keyifli vakit geçirmek amacıyla oynandığı halde bir ciddiyet söz konusudur. Kurallara uymak, başkasının hakkına saygı göstermektedir. Oyun oynayan çocuk ciddi bir iş yaptığı bilincini taşımaktadır. Çocuk oyundaki nesneleri gerçek yaşamdaki varlıklar olarak nitelendirir. Arabacılık oynayan çocuk hareketleriyle, ses taklitleriyle kendisini arabasının yerine koymaktadır. Bebeğini uyutan kız çocuğu anne rolünü benimser. Yapılacak müdahale onu üzer. Çocuklar oyun oynarken büyüklerin izlemesinden rahatsızlık duyarlar. Çünkü, büyüklerin müdahale etmesi, gülmesi onları rahatsız eder.

3- Oyunlar oynayıp bitirildikten sonra aynı şekilde yeniden oynanır.
Çocuklar sıkılmadan aynı oyunu defalarca oynayabilir. Bu büyükler tarafından biraz zor anlaşılır.
Hala mı doymadın?
Yetmedi mi?
Bol bol oynayanlar, hayatlarında birçok şeye yeniden aynı hevesle başlayabilmeyi de öğrenirler. Örneğin yeni bir iş gününe.

4- Oyunlar başlar, sürdürülür ve biter.
Her oyunun bitiş süresi vardır. Bir oyun bittiğinde başka oyun başlanabilir. Rekabete dayalı grup oyunlarının bitiş süresi genellikle bir grubun oyuncularının diğer grubun oyuncularını saf dışı bırakmasıyla, son bulur. Her oyunun başlangıcından itibaren yavaş yavaş temposu artar ve belirli bir heyecana ulaşır. Bu heyecan oyun içerisinde iniş çıkışlar gösterir, heyecan sona erdiği an oyun da bitmiş olur. Oyun zevk almaktan çıkmaya başladığında hemen bırakılır.

5- Çocuk oyunla mekan tercih etmeyi öğrenir.
Bu mekanlar açık ve kapalı mekanlar olabilir. Oyunun özelliğine göre oyun mekanları seçilir. Gerçi günümüz şartları gereği çocukların oyun alanları kısıtlanmış durumdadır… Modern yaşamının getirdiği tehlikeler çocukları evlerinde oynamaya zorlar. Apartman yaşamının güçlüğü çocukların ev içerisinde oynamasına da engel teşkil etmektedir. Komşuların rahatsız olmaması için anne ve babaların oyun oynayan çocukları sürekli müdahale etmeleri, onlarda gerilim yaratmakta, huzursuz etmektedir. “Koşma, zıplama, sessiz oynayın..” bu cümleler çok tanıdık sanırım.
Çocuklar, tercihleri konusunda bilgiler edinmeye, şartları değerlendirmeye, yaratıcı fikirler üretmeye başlar.

6- Her oyunun kendine göre kuralları vardır ve bu kurallara uygun olarak oynanmak zorundadır.
Kurallar genelde önceden konulmuştur. Oyunun yasası biçimindedir. Kurallar bozulduğunda oyun, oyun olmaktan çıkar. Oyun içerisinde bu kurallara uymayan hemen oyundan atılır. Bu anlamda çocuk dünyası çok acımasızdır. Çünkü oyunbozanlık, mızıkçılık yapan çocuk oyunun büyülü dünyasını bozar. Ve bunun affedilebilecek yanı yoktur. Ceza da anında oyundan dışlanmaktır.
Kurallara uymadığında neler olabileceğini yaşayarak öğrenir.

7- Oyunda rekabet vardır.
Grup oyunlarında kazanma hırsı gerilim yaratır. Oyunlarda oyuncu bir çaba harcar. Bu çaba başarılı olmak için gösterilen bir çabadır. Başarılı olan kişi veya grup daha çok zevk alır, sevinç duyar. Grup oyunlarında kazanan çocuğun sevinci ve kaybeden çocuğun üzüntüsü vardır. Bir dahaki sefere kazanmak için kendini motive eder. Rekabet duygusu oluşur.
Çocuklarla her hafta buluşup, deneyler yaparak, oyunlar oynayarak öğrenmelerini desteklemeye çalışıyorum. Çalışmamızda, grup oyunları en keyifli ve en gerilimli zamanı oluşturuyor. Bir sonraki hafta gittiğimde kaybeden, grup yeniden oynadığımız oyunu tekrarlamak istiyor. Kazanma isteği ile motive oluyorlar.
Bu tatlı rekabet ortamı, onu hayattaki mücadeleleri için hazırlamaktadır.

8- Her oyunda bir ritim ve uyum söz konusudur.
Oyun başlar, gittikçe çabukluk ve hız kazanır. Çabukluk ve hızda inişler ve çıkışlar olur. Bu iniş ve çıkışlar hem oyunun oynanışına keyif verir. Hem de bir ritim katar. Bu ritim bedeni ve zihni arasında bir uyum oluşur.
Çocuklar bu sayede çabuk düşünüp, hareketlerine yansıtmayı öğrenir.

Çocuklarımızın doya doya oynaması ve yüzlerinin hep gülmesi dileğiyle…

Nur Eda Kasap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir