Sabah 5:30

Mevsimine göre karanlık, mevsimine göre alaca ya da aydınlanmanın başında.. Her sabah uykumun bedenimden kollarını çektiği saatin adı. 5:30.. Doğanın dönüştüğü Yaradanın şah damarımda olduğu vakit.

Bilgeliğin ve Evrenin beni neye hazırladığını bilmiyorum. Ama bundan sonra gelecek saatlerin anlamını biliyorum.. Yaralarımın olmadığı, yaraların sarıldığı o saatleri çok iyi özümsüyorum…

Göreceli bir zaman döngüsünde şevkat ile sertlik arasında kalakalıyorum..

En iyi bildiğim nereye baksam orada mucizeler gördüğüm.. Ne zaman ormana çıksam bana ait tüm seslerin ormanın seslerine akmasını izleyişim.. Şu ara en iyi bildiğim susmak – durmak – izlemek.. Donup kalışım. Sonra seni anışım..

İş yerimden çıkıp yere ve göğe bakışım.

Muazzam bir şansla denize bakarak metroya yürüyüşüm.

Günü batırışım.

Kendime gideceğim yola çıkışım..

Bir kapıdan durarak çıkılır mı? Ben her gün; durarak bir kapıdan girip durarak bir kapıdan çıkıyorum.

Ustam..

Ellerini omuzlarıma koyup “Eşiklere iyi bak” dediğin gün kadar uzun olmasa da.. Durarak – bakarak – görerek bir kapıdan çıkıyorum..

Neye hazırlanıyorum bilmeden, gücümün asla yetmeyeceği bir gücün içinde kendime yürüyorum… Güneyden batıya batıdan kuzeye kuzeyden doğuya… Esen tüm o rüzgarların içimden geçmesine izin vererek, gözlerimi kapatıp yönümü hissederek doğru yönü bulduğumu anladığımda çocuk gibi sevinerek.

Onca yıl. Onca insan. Onca eğitmen. Onca nefes… Onca sınav. Liyakat. Teslimiyet. Bir bekaret daha kaç defa bozulabilir?

Ve sen Ustam..

Beni şaşırtmayı seviyorsun… Her seferinde hem de.. O şaşkınlığımı keyifle izliyorum. Kendi kendimi keyifle gözlüyorum.

Eskiden kayboldum derdim, şimdi bilmediğim ama bildiklerimi kullanabildikçe özgürleştiğim ve hayranlıkla kendimi izlediğim bir yerdeyim.

Eskiden yalnızım derdim. Şimdi ise çok kalabalığım biliyorum. Burnunun dibinde değilim.. Belki dediğin gibi bir gün senin olduğun yere yerleşirim. Kim bilir? Sen beni bildiğin müddetçe yerin ve mesafenin önemi kalmıyor.

Çok özledim seni. Çok güzel şeylere gebe niyetlerimiz. Bunu da hissediyorum. Bana uzaktan nasıl yardım edip öğrettiğini de.. Peşinden koştuğum kelebeğin beni sana getireceğini de.. Özlemimi çok farklı bir hisse çevireceğini de..

Herkes B planı peşinde. Oysa biliyoruz ki her neyin içinde isem o benim A planım. Olacak olduğum. Olacak olana hazırlanışım. Arınışım. Yüreklendirilişim. Sunuluşum. Kabul görüşüm.

Açtığın tüm yollar, tuttuğun tüm alanlar, sunduğun – aracı olduğun tüm şafalanmalar için bu yazı..

Kudrete eşilk eden sessizliğin çığlıkları var ormanda dünyanın neresinde olursam olayım.. Duyan için her daim bir söz, gören için her zaman bir anlam vardır. Değil mi?

Suyun toprakla buluştuğu o bilgelikten rüzgara üflenenden ateşle yüreğimize gelenden selam olsun tüm varoluşa…

Duygu Sayılgangil

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir