Yardımcı-Aracı Ya Da Tedüçi

Spritüel uyanma yaşayanlar bunun muhakkak, Sayan-Altay deyimini ödünç alarak söylersek Sarkın yani genetik bir yetenek olduğunu bilirler. Benim hikâyemde ise, soyağacımın anne kolunda süregelen bir Ocaklı olma durumunun varlığı dikkat çekiciydi. Bu yüzden soyağacımın anne kolunun aile lakabı Çağmanlar’dan türemiş Çağman ismini çok erken dönemlerde benimsedim bana verilmiş bir isim gibi ve bu ismin ses olarak ŞamanKam kelimesine benzerliğini çok sonraları fark ederek.

Yol boyunca, belki 11 yaşımdan bu yana, bazıları rüyalar, vizyonlarla gelen ve daha birçok farklı şekilde karşıma çıkan ruhsal rehberlik benden esirgenmedi. Bazen etten kemikten rehberlerim oldu, bazılarını sadece kitaplarından ya da öğretilerinden tanıdım; Buddhagibi, Patanjali gibi, Mahavira gibi, Kabir gibi, Yunus Emre gibi, Lao Tze gibi, Yakup ve oğlu Yusuf gibi, Manes gibi, Abulafia gibi,Jung gibi, Yudelove gibi… Bazıları da benim Gönül Rehberlerim dediğim anne-baba, aile, akraba, arkadaş, dost, yoldaş veya sevgili kılığında bana gelenlerdi. Rehberlerimin çoğunu dinlemedim, görmedim bile, bazılarının kıymetini çok sonraları anladım, bazılarına en baştan uyandım.

Aldığım çağrıya yıllarca direndim, bu direnç hayatımın yolunu sadece zorlaştırdı. Direncim kırıldığında bana gelenlerin, benim onlara gittiğim insanlar olduğunu fark ettim. Öğrettiğim kadar bana öğrettiler de. Ama hep bir isim aradım yaptığım işe. Çünkü bunu meslek olarak değil bir hayat biçimi olarak yapmak gerekliliğini söylüyordu yüreğimin sesi. Neydim ben? Sadece Alkış (hayırdua) okuyan evin yaşlısı mı? Gaipten ses veren köyün delisi mi? Kamlama ve yahut Alaslama yapacak bir seçilmiş ruh mu? Sıradan, önemsiz sadece gözleri açılmış biri mi? Bir öğretmen mi? Bir Yadacı (Kâhin) mi? Bir Calakay (gereğinden iyi niyetli kişi) mı? Bir Hayat Koçu mu? Bir Spritüel Danışman mı? Bir okuyucu mu? Bir falcı mı? Enerji Bedeni Şifacısı ya da Nefes-Prana Uzamanı mı? Şu an herkesin soyunduğu moda ismiyle Şaman mı? Her birini telaffuz ettiğimde kendimi birilerini kandıran kişi gibi hissettim. Yaptığıma isim vermezsem yatığım işi anlatmam da zorlaşıyordu. Hiç bilmeyene nasıl tanımlayacaktım yolumu?

Pek yakınlarda, 2017 senesinin Mayıs ve Temmuz’unda, ruhumun yarısının kaldığı Heybeliada’daki o bahçede ve İyesi hem eril hem çok öfkeli olan Urla’daki o ormanda olan oldu, yüreğime tüm endişelerime çözüm olacak ilham geldi. Alaçatı’da ilk dinleyicilerine Ar-Keremet (İnsandaki Hayat Ağacı) anlatısına başlarken, karşıma birden, hiç hesapta olmayan bir şekilde, Altaylarda yaşayan bir bilge kişi Nikolay Şodoyev’in dillendirdiği Altay Bilig düşüncesi çıktı. İki yıl önce sol koluma yaptırdığım tesadüfi dövmenin ki siyah bir çemberdir, Telkem olduğunu ve bu şeklin evreni içine alan şekillerin bir bütün olarak yer aldığı boşluğu simgelediğini anladım; bir kez daha biliyorum tesadüf diye bir şey yoktur.

Nikolay Şodoyev sayesinde Ak Şaman (Yarlıkçı) ve Kara Şaman (Kam) daha önce bildiğim kavramlarken, Tedüçi denilen yeni bir kavramla karşılaştım. O bu kişiyi biligke tözönör yani bilgiye dayanır ve Bilig (ilim) ile Bilim arasındaki İleler (bağı) bulur demekteydi. Yıllar süren çabamın özetiydi bu tanıt. Bir yandan modern psikoloji, antropoloji okurken ruhsal geleneklerin bilimsel yanını da irdeleyip durmuştum. Sonra ruhsal deneyimin pratiğe dökülmesinin bilgi kadar değerli olduğunu fark ettim; bu bedenin önemini keşfetmekti benim için, ki aklı önemseyen bedeni unutturan bu yaşam biçimimiz yüzünden ben de körleşmiştim. Bu yüzden geleneğin de ilhamıyla artık kendime Yardımcı-Aracı veya Tedüçi demeyi yeğleyeceğim. Bu bilgiye eriştiğim için şükürler olsun.

Geleneğin ışığında Kırçuu (aura) ve Kaçaa (sürekli kendini yenileyen bedeni kaplayan enerji sahası) üzerine yaptığım çalışmalarda ve Tın-Tını (Ruh, can, nefes ve ses) çalışmalarından bu güne kadar etik gelmediği için, içime doğmadığı için, ücret almadım, almamaya devam edeceğim. Ama karşılığında kişilerin içlerine doğduğu şekilde veya bütçelerini zorlamayan biçimde sadece su, süt veya tüketilerek doğada çürüyüp çözülebilen, günlük hayatta kullanılabilen, süs eşyası ya da süsleme olmayan organik armağanlarıkabul edeceğim. Böylelikle bana etik gelmeyen ve yüreğimi burkan bu sorunu bu ilhamla doğru bir enerjiye dönüştürmeyi umuyorum. Bu güne kadar yapmaya devam ettiğim gibi, öğretmenlik yaptığım, bilgi paylaştığım derslerden, seminerlerden ödeme almaya devam edeceğim. Yolumu geleneğin, ataların, ışığın ilhamıyla bir Tedüçi olarak yürüyeceğim. Lütfen bu ismi sadece ruh halimin başlığı olarak kabul buyurun, ulanmış eğreti bir unvan, kendine bildim-oldum deme küstahlığı olarak değerlendirmeyin. Çünkü ben de aynı sizin gibi bir noktayım, hem evrenin etrafında döndüğü bir merkez nokta, hem de bu evrende önemsiz minicik bir iz…

Savaş Çağman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir