Yazmalıyım, yazmalıyım, yazmalıyım

Bir zamanlar yazarken her şey iyi giderdi.
Senaryomu kendim yazardım kendim oynardım yine aynı olmalı.
Ne zaman ki yazmayı bıraktım işte o zaman herşey tersine döndü.
Kontrol edemiyorum artık hiç bir şeyi rüzgar ne tarafa eserse o tarafa doğru savuruyor beni bu gidişata bir dur diyebilmeliyim artık.
Çok zaman kaybettim, kaybettiğim zamanla beraber çok şey de kaybettim…

Ben yazarken yazdığım şeyler için kendimi de kodlayabiliyordum kendi dertlerime çareler de bulabiliyordum.
Kendi çarelerimi kendi çözümlerimi üretebiliyordum ve tersine giden şeyleri dahi düze çevirebiliyordum.
Kendime ayırdığım, kendi dünyama dönebildiğim umutlarla dolu bir dünya yaratabiliyordum kendime. Kendimi, kendim kontrol edebiliyordum. Nerede eksiğim var fazlalarım var nerelerde hata yapıyorum ve nerelerde kendimi düzeltmem gerektiğini gözlemleyebiliyordum.
Yazmak benim için bir kaçış noktası gibiydi oksijen alabilmem için yarattığım küçük ama büyük umutlarla dolu bir dünya gibiydi.
Peki ne oldu da böyle oldu? dersen; suçu yine kendimde bulurum ben. Her nekadar suçu hayatta yada başkalarında arıyor olsamda hatalarımın benden kaynaklı olduğu gerçeğini hiç bir şey değiştiremez.

Egom der ki; Hayata çok erken atıldın. Erken atıldığın için kendinden uzaklaştın kendinden uzaklaşınca herkesten uzaklaştın en başında kendinden uzaklaşmayı seçtiğin için bütün dünya da senden uzaklaştı ve sonuçta karma ve çekim yasaları görevlerini yerine getirdi sonuçta yalnız kaldın der.

Ve yine egom der ki; Ben insanlardan uzaklaştıysam insanlar benden niye uzaklaştı herkes yabancılaştı neden insanlar bana yabancılaştı ki? Benim bahanelerim vardı sebeplerim ve sebeplerimin sonuçlarıda buna yol açtı insanlar bunu neden anlamıyor ki? der ve ekler İnsanlar benim sebeplerimi anlamıyorsa o halde bende insanlardan uzak durmalıyım der ve beyin onu uygulamaya başlar.
Sonuç berbat bir psikolojik tahribat ve beraberinde gelen umutsuzluk hayatımın bütün alanına bir virüs gibi yayılmıştır artık.
En başta kendimi psikolojik olarak imha ettikten sonra etrafımda ki umut dolu insanlara da mutsuz bir enkaz halinde herkese mutsuzluk bulaştıran bir çeşit zombiye dönüşmüşüm.

Bu mutsuzluk, bu umutsuzluk, bu karamsarlık, bu negatif enerji bir bakmışım hayatımın her alanına yayılmış ve beni gün be gün tüketiyor.
Kendime öyle bir at gözlüğü takmışım ki; Gördüğüm tek şey umutsuzluk, bıkkınlık, yılmışlık, yenilmişlik, pes etmişlik duygusu bütün hücrelerimi sarmış kimsenin beni anlamadığını düşündüğüm bir noktaya taşımışım kendimi…
Vay be… Bir insan yaşarken ancak böyle imha edebilirdi kendini…
Umarım bu yazıdan sonra her şey düzelir.
Umarım yazmaya devam edebilirim ve bu metod tekrar yeniden çalışır hale gelebilir.
Gerçi çok uzun süre ara verdiğim için baya paslanmışım aslında ama toparlarız inşallah 🙂

Ben yazarken ne yapardım?

Hayallerimi yazardım,

Yapmak istediklerimi yazardım.

Hayattan beklentilerimi yazardım

Önüme hedefler koyardım.

Koyduduğum hedeflere ulaşabilmek için kurallar manzumesini de yazardım ve harfiyen uygulamaya çalışırdım.
Hedefime ulaşabilmek için amaçlarıma ulaşabilmek için adım adım neler yapmam gerektiğini de yazardım.
Bir ara kendim için yaptığım anayasam bile vardı 🙂
Hayata dair planlarımı yazardım hayatımı planlardım.
Günümü dahi planlardım ve daha mutlu yaşardım.
Yine yeni yeniden öyle yapmayı denemeliyim belkide…
Belkide yazmayı bıratıktan sonra hayat bana sırtını döndü ve ne yapmak istediysem bana tersini verdi. Ne olursa olsun bu böyle olmamalıydı…
Çünkü benim yola çıkış sebebim böyle değildi…

Bu film böyle devam etmemeli ve buna benden başka dur diyebilecek kimsede yoktu.
Sevgili lidianın bir gün ansızın karşıma çıkması ve bana sunduğu bu fırsatında asla bir tesadüf olduğuna inanmıyorum..
ve diyorum ki;
Her şey benle başlar benimle devam eder ve benle biter.

Bu ilk yazım ile beraber öncelikle kendimle daha sonra hayatla, evrenle ve insanlarla barışabilmeyi niyet ediyor ve seçiyorum…
Ruhumun ruhlarınıza ayna olmasını ve ruhlarınızın ruhumu şifalandırmasını diliyorum…

Sevgiler…
Ufuk Sakızlıoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir